MAGNEZYUMUN YAŞAMIMIZDAKİ ÖNEMİ

Biliyor musunuz ıssız bir adaya düştüğümüzde yanımıza almamız gereken en önemli mineral magnezyum. Neden mi? Çünkü magnezyum (Mg) bir stres panzehiri, vücudumuzun en yoğun 4. minerali. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki magnezyum eksikliği olanlarda ölüm riski normalin iki katı fazladır. Vücudumuzda bulunan 300’den fazla enzimin çalışması için gerekli bir mineraldir. Vücudumuzda yaklaşık 24 gram magnezyum bulunur. Bunun yarısı kemiklerde, ¼’ü kaslarımızda ve geri kalan ¼’ü kanımızı taşıyan alyuvarlarda (eritrositlerde), plazmada ve hücreler arası sıvıda bulunur. Yalnızca %0,3 gibi bir oranı kandadır. Beyin ve kalpte diğer organlardan daha yoğun magnezyum bulunur. Asıl olarak hücre içinde bulunan magnezyumun serumda hep aynı düzeyde kalabilmesi için hücre içinden seruma ve kana devamlı olarak verildiği için biz kanda magnezyum baktığımız zaman normal düzeylerde olduğunu görebiliriz. Burada önemli olan hücrenin içindeki magnezyum düzeyinin bilinmesidir. O nedenle de bizler laboratuvardan magnezyumun hücre içinde bakılmasını istemekteyiz.


Günlük magnezyum gereksinimimiz 300-600 mg arasındadır. Birçok hayati enzimin çalışabilmesi için bu düzeyi korumalıyız. Besinlerin işlenmesi özellikle de uzun süre pişirilen sebzelerdeki magnezyum oranı düşmektedir. Asit yağmurları, yapay gübre ve tarım ilacı kullanımı ile de magnezyum miktarı azalmaktadır. Yine sert kuyu sularında bol miktarda magnezyum bulunmasına rağmen günümüzde içimi yumuşak olan suların tercihinden dolayı da magnezyum eksikliğine maruz kalmaktayız.

Stres, emzirme ve gebelikte magnezyum gereksinimi artmaktadır. Fazla terleyen, diüretik ya da laksatif kullanan kişilerde, sindirim sistemi bozukluğu olanlarda (Chron hastalığı, ülseratif kolit, Whipple hastalığı, kısa bağırsak sendromu gibi) ve yaşın ilerlemesi ile de magnezyum ihtiyacı artmaktadır. Diyabetik hastaların ve alkolik kişilerin yaklaşık üçte birinde magnezyum düzeyleri düşüktür. Kemoterapi ilaçları ve bazı antibiyotikler de vücut magnezyum dengesi üzerinde negatif etki yaratmaktadır. Yine böbrek yetmezliği olan hastalarda da düşük magnezyum düzeyleri gözlenir. Huzursuz, kaygılı, gergin, sakinleştirilemeyen ve deprese kişilerde, otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, çarpıntı, obezite, osteoporozis, uykusuzluk, migren, kronik yorgunluk, iştahsızlık, zihin bulanıklığı (beyin sisi) gibi durumlarda da magnezyum eksikliğini aklımıza getirmeliyiz. Gebelikte magnezyum eksikliği olduğunda sıklıkla bacak kramları görülmekte olup ciddi eksiklik durumlarında erken doğum, gebelik zehirlenmesi ve ölü doğuma neden olduğu tespit edilmiştir.


Hipertansiyon, diyabet, metabolik sendrom, koroner arter hastalığı, astım, tüm beyin hastalıkları, kronik yorgunluk, premenstrüel sendrom, gebelik, kabızlık, kas-eklem ağrıları, fibromyalji ve kas hastalıklarında mutlaka eksik magnezyum yerine konulmalıdır.

Vücutta magnezyum üretilemediği için dışardan almak zorundayız. Yani besin ve gıda takviyeleri ile almalıyız. Ne yazıktır ki artık besinlerle istediğimiz ölçüde magnezyum alamadığımız için Amerika gibi bizim toplumumuzda da magnezyum eksikliğini sıklıkla gözlemlemekteyiz.


Magnezyumdan zengin besinler nelerdir?

YEŞİLLER ve SEBZELER: Avokado, ıspanak, pırasa, nane, pazı, roka, lahana, pancar, kereviz sapı, patates, turp ve yeşil fasulye

ÇEREZLER: Bademi fındık, fıstık, ceviz, Brezilya cevizi, ay ve kabak çekirdeği (kavrulmuş ve işlem görmüşleri tercih etmeyiniz), kaju

BAKLİYAT ve TAHILLAR: Mercimek, kuru fasulye, bezelye, nohut, pirinç (siyah), börülce, patlıcan, tam tahıllar

MEYVELER: Hurma, incir, ananas, muz, elma, şeftali

DİĞER: Susam, hardal, kişniş, uskumru, kuru meyveler


Piyasadaki Magnezyum formları

Magnezyum malat: Malik aside bağlı formudur. Malik asit özellikle meyvelerde olmakla beraber birçok gıdada bulunur. Malik asit enerji metabolizmasında ATP üretiminde oldukça önemli olup fibromiyalji tedavisinde en iyi form olarak önerilmektedir; ancak akşamları alındığında uykuyu engelleyebilir.

Magnezyum sitrat: Hem en düşük maliyetli olup bu maliyete göre biyoyararlanımı oldukça yüksek olduğu için en sık kullanılan magnezyum formudur. Kaslara geçişi nispeten iyi olsa da beyine geçebilmesi için çok yüksek dozlarda kullanılmalıdır. Böbrek taşları, kas spazmı, bağırsak hareketleri (kabızlık) tedavisinde önerilebilir.

Magnezyum biglisinat: Biyoyararlanımı en yüksek olan magnezyum formudur. Bağırsaklar için de en uygun olarak düşünülen formdur. Aminoasit olan glisin ile magnezyumun birleşmiş halidir. Glisin beyinde en çok bulunan aminoasittir ve ayrıca sakinleştirici etkisi vardır. Fibrokistik meme, premenstrüel sendrom, kramplar, aşerme, kaliteli bir uyku için tercih edilebilir.

Magnezyum N-asetil Taurinat (ATA Magnezyum): Beyin için en etkili form olup az miktarda bile yüksek etkilidir. Taurinat kan beyin bariyerini geçer. Stresi azaltmakta, öğrenmeyi arttırmada, hafıza ve uyku kalitesinde oldukça önemlidir. Anksiyete, depresyon, migrende etkisi yüksek olup Alzheimer hastalarında ön planda düşünülmelidir.

Magnezyum oksit: Biyoyaralanımı en düşük olan magnezyum formudur. Kabızlık tedavisinde çok kısa süreli kullanılabilir.

Magnezyum hidroksit (Magnezyum sütü): Daha çok mide yanması ve ağrıları için kullanılan formdur.

Magnezyum sülfat: Ciltten emilimi yüksek olduğu için epsom tuzları detoksifikasyon için kullanılabilir.

Magnezyum aç alınmalıdır. Sporcularda magnezyum gereksinimi artmış olduğu için 500-800 mg/gün alınması uygundur.

Featured Posts
Recent Posts